Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Arap ülkeleri orduları genelkurmay başkanları Kahire'de Arabî kavmiyet güvenliğinin desteklendiği ortak ordunun kurulması yasa tasarısını hazırlayarak, terörizmle mücadeleye vurgu yaptılar. Bilindiği üzere Arap ortak ordularının kurulmasını talep eden Arap ülkelerinin bu girişimi, Arap ülkeleri liderlerinin Mısır'ın Şermuşeyhde bölgesinde düzenlenen toplantının üzerine gerçekleşti ve bu toplantıda Arap ülkeleri orduları genelkurmaylarının katılımıyla bu ortak güçlerin kurulması, bu teşkilatın görevleri ve hedeflerinin belirlenmesi ve bunun pratik yollarının belirlenmesi ve mali desteklerinin sürmesi konusunda anlaşmaya vardılar. Arap NATO olarak isimlendirilen Arabî ortak ordusunun kurulması meselesi, gerçi son aylarda bazı Arap gerici remileri liderlerinin Suriye, Yemen ve Bahreyn buhranları başta olmak üzere bölgedeki diğer krizlerden kurtulmak için hülyaya dönüştüğü, ancak bunun uzun bir geçmişi olduğu ve şimdiye dek bazı Arap ülke liderlerinin iktidar hırslarından ötürü gerçekleşmediği anlaşılıyor.
Adı geçen Arap hülyasının geçmişini, Mısır'ın eski cumhurbaşkanı Cemal Abdunnasır'ın düşüncelerinde aramak gerekir ki, çeşitli nedenlerden dolayı ve bu arada gerici Arap rejimlerinin soykırımcı rejim İsrail ile karşı karşıya gelmemeleri için korkuya kapılmalarından dolayı gerçekleşmedi. Ardından Fars körfezi savaşında önceki hedeflerinin tam tersi olarak hayata geçirildi. Ancak ortak ordu teşkilatının üstlendiği hedeflerinin Amerika tarafından kabul görmesi nedeniyle, asla gerçekleşmedi. Ancak bu kez Suudi rejim ve diğer gerici Arap rejimlerinin içine düştükleri bölgesel krizlerden dolayı, ortak Arap ordusu teşkilatının kurulması konusu Mısır'ın Şermuşeyh toplantısında karara bağlandı ve bu birliğe üye Arap ülkeleri orduları genelkurmay başkanları adı geçen bildirinin ön taslağını açıkladılar. Arap Natosu veya Arap ortak ordusu gerçekte, Suudilerin Fars Körfezi işbirliği konseyi toplantısında yenilgiye mahkûm olan Bahreyn halkının sindirilmesi arzusunu taşıyan ada kalkanı projesinden de daha geniştir. Bu yüzden de bölgesel ve uluslararası alandaki uzmanlar, Arap ortak orduları planının başarılı bir şekilde hayata geçemeyeceğine inanıyorlar.
Zira bu teşkilatın taşıdığı hedefler ve Arap ülkeleri arasındaki mevcut ihtilaflardan dolayı Suudilerin öngördükleri hedeflerin gerçekleşmesi için milyarlarca dolar para harcamalarına rağmen, bunun gerçeklemesi imkânının olmadığı anlaşılıyor. Yeni doğacak olan Arap Nato ortak ordusunun hayata geçirilmesini planlayan Suudilerin bu yönde resmi açıklamalarda bulunmasına rağmen, adı geçen Arap nato ortak ordusunun gasıp ve gayrimeşru İsrail rejiminin illegal varlığına ve Kudüs'ü şerifin kurtarılması hedefi ve mazlum Filistin milletinin kurtarılması gibi olaylara bakmaksızın, bölgedeki İslami direniş ile mücadele meselesine odaklandığını görüyoruz. Suud rejiminin peşinde olduğu ortak Arap NATO ordusunun perde arkasındaki gerçeklerden dolayı, Arap rejimlerinin bu kararı soykırımcı rejim İsrail'i korkutmadığı gibi onların hoşnutluğuna bile neden olmuştur. Çünkü Siyonistler açıkça Arap NATO ortak ordusunun hayatını sürdürmek için sadece İsrail'in güvenliğini düşünmesi gerektiğini dile getirmiştir.
Siyonist Haarets gazetesi NATO Arap ortak ordusu konusunda şunları yazdı: 'Arap ülke liderlerinin Arap NATO ordusunun kurulmasına yönelik bu kararı, İsrail'in endişelenmesine neden olmayacağı gibi üstelik İsrailli yetkililerinin sevincine neden olacak. Çünkü adı geçen Arap NATO ortak ordusunun faaliyetlerini sürdürmek için İsrail'in güvenliğini düşünmesi gerekir ve Tel Aviv rejiminin güvenliğini kendi güvenliği olarak addetmesi gerekir. Hiç kimse İsrail'den bu pakta üye olmasını istememiştir, ancak Tel Aviv bu konuda büyük paya sahiptir'. Adı geçen Siyonist gazete makalesinin devamında şunlar belirtildi: 'İran'ın bölgedeki nüfuzunun artması ve yayılması Arapları korkutmuştur, hâlbuki İran'la nükleer konuda mutabakata varılması, Arapları her zamankinden daha fazla tedirgin edecektir ve Araplar Ortadoğu bölgesinin siyasi haritasının değişmesine hazır olmaları gerekir'. Bu Siyonist gazetesi yazısının devamında şunlar belirtildi: 'Uzun süredir İsrail'deki çeşitli nesiller, İsrail'in güvenliğinin Arapların birbirleriyle birlik olmamaları veya aralarında ortak ordu kuramadıklarında sağlanabileceğine inanıyorlar. Ancak Tel Aviv yetkilileri hâlihazırda bu askeri paktın oluşması, bölgedeki direniş gruplarıyla mücadele edilmesi dâhilinde İsrail'in güvenliği için mümkün olabilir'.
Bu gerçekleri dikkate alarak ortak Arap NATO ordusu Siyonist Suudi ortak işbirliği neticesinde milletlerin Siyonizm ve selefilere karşı güçlerinin artmasına karşı kurulacağı anlaşılıyor. Tabi ki bu ordu İslami direnişin güçlü iradesiyle karşı karşıya gelecektir, üstelik bu ortak ordunun pratikte kurulması ciddi engellerle karşı karşıya gelecektir. Arap NATO ortak ordu teşkilatı şeklinde ortaya çıkacak olan bu teşkilat, Suudiler ve bu rejimin taraftarlarının arzuladıkları bir plandır ve onların asıl hedefleri, Suudiler ve müttefiklerinin çıkarlarının temin edilmesidir. Burada bir soru oluşacaktır o da; acaba Arap NATO ortak ordunun liderliğini hangi ülke yapacaktır ve bu ordunun merkezi nerede olacaktır ve hangi tehditlere yönelik mücadele edecektir. Suudi hükümdarları, NATO Arap ortak ordusunun kurulması yolunda birçok sorunla karşılaşacaklar ve bu yüzden de bu yönde ciddi engellemelerle yüz yüze kalacaktır. Bu nedenle adı geçen ordunun kurulmasına pek iyimser olunmaması gerekir.
Öte yandan Amerika'da yayınlanan Newyork Times gazetesi şunları yazdı: 'Ortak ordunun kurulması planı uzun vadeli bir plandır ve bu yolda birçok sorun meydana gelebilir ki her an bu planların gerçekleşmemesi imkânı vardır. Bu sorunlar, Arap ülkelerinin Arap ülkeleri içindeki çeşitli meselelere yönelik farklı bakış açıların var olmasından dolayı meydana geliyor. Örneğin İhvanülmüslimin hareketi, Arap devletlerin ortak sorunlara yönelik farklı bakış açılarından biridir'. Suudilerin ortak Arap ordusunun kurulmasında taşıdığı hülyayı dikkate alarak Siyonistler ve Amerika bu planı destekliyorlar. Zira bu ordu Suud rejiminin yüklü masraflarıyla kurulacaktır. Suud rejimi İslam düşmanlarıyla İslami direniş ve Müslümanlar arasındaki vekâlet savaşı görevini bölge ve dünyada Amerika ve Siyonist İsrail rejiminin askeri kolu olarak üstlenecektir. Ancak Suudiler elebaşlığındaki koalisyon güçleri, Yemen ve ülkedeki Ensarullah hareketini dize getiremezken, bundan böyle gerici Arap rejimleri de yüklü masraflı planlarından yarar elde edemeyeceklerdir.